Allah bizden sorgulamadan inanmamızı mı bekliyor?

1

Zamanın birinde akıl ve zeka arasındaki farkı ortaya koymak adına şöyle bir söz not etmiştim:

Zeka araba gibidir. Akıl ise o arabanın sürücüsü. Arabanız hızlıysa hedefe çabuk varırsınız, ancak sürücü yolu bilmiyorsa yakıtınızı boşuna harcarsınız

Gerçekten de bazı insanlar zeka yönünden diğerlerinden üstün olabiliyor. Bu da onun olayları daha hızlı kavramasına, anlamasına neden olabiliyor. Ancak, bana sorarsanız akıl zekadan daha üstün bir kavram ve -bir hastalık olmadığı sürece- her insanda aynı derecede mevcut. Yani, zeka her ne kadar sizi sonuca götürmede etkin bir unsur olsa da, akıl devreye girip doğru olan yolu seçmedikçe zeka fayda sağlamıyor. (daha&helliip;)

Hayatın anlamını hiç sorguladın mı?

0

Zaman zaman üzerine yazılar ve sözler yazdığım bazı konular bu kısa video içinde yer alıyor. Hayatın amacı, özgür irade, duygular vb.  Bence her akıl sahibi bu konular üzerinde derinlemesine düşünmeli. Eğer bunu yapmazsak, tamamen yönlendirilmiş bir şekilde yaşamaya mahkum oluruz.

İslam Hak Din mi? (1): Kur’an’ı Allah’ın gönderdiğini nasıl anlarız?

8

İslam hak din mi?

Bir yaratıcının varlığına inandıktan sonra önünüzdeki yeni soru ‘bir din var mı’ oluyor. Birinci basamakta, tüm varlık aleminin nedenini sorgulayan insan, bunların hepsinin bir nedeni var bu da, kudreti sonsuz, iradeli, zeki, zaman ve mekandan bağımsız bir varlık olmalı sonucuna ulaşıyor.

Bu sonuca ulaşmak için tabii ki bir çok düşüncenin test edilmesi, bir çok iddianın cevaplanması, bir çok merhaleden geçilmesi gerekiyor. Bu yazıda, bu aşamaların geçildiğini ve bir yaratıcının varlığını kabul eden insanın neden bir din olduğuna ve Kur’an’ın Allah tarafından gönderilmiş olduğuna inanmasını kolaylaştırıcı bazı deliller ortaya koymak istiyorum. (daha&helliip;)

Bir yaratıcı olduğunu nasıl anlarız? Temel mantıksal çıkarımlar yaratıcı vardır demek için yeterli mi?

4

Bir yaratıcının var olup olmadığı binlerce yıldır insanların aklını kurcalamış bir konudur. Elbette benim de aklımı kurcaladı. Hatta yaratıcının var olup olmadığını değerlendirirken istediğim sonucun çıkmasını bekleyerek değil, tamamen objektif bakmaya çalışarak bu süreci yaşamaya çalıştım. Bu nedenle zaman zaman kafamın karıştığı, bocaladığım durumlar da olmadı değil. Benim bu siteyi insanlara sunma amacım çok karmaşık meseleleri sadeleştirmek, herkesin anlayabileceği bir dille izah etmek olduğundan, bu sefer bu konuyu ele almak istiyorum. Elbette bu konuda söyleneceklerin sayısı sınırsız ama bir yerden başlamak gerek.

Ateistlerin, şu anki bilimsel verilere göre evrenin bir başlangıcı olduğunu öğrendikten sonra, şöyle bir yaklaşım geliştirdiklerini görüyoruz  “evrenin başlangıcından önceki durumu bilmiyoruz. Hatta evrenin başlangıcından ‘önce’ demek bile anlamsız zira, zaman evrenin başlangıcı ile başladı. Doğal olarak, bilmediğimiz birşey için, elimizde fiziksel bir kanıt olmadan, bişeyler uydurmak ve hepsinin nedeni Tanrıdır demek anlamsızdır, yetersizdir.” (daha&helliip;)

Değer Ölçülerin Seni Yanıltıyor Olabilir !

2

Not: Ben çok akıllıyım diyorsan bu yazıyı boşuna okuma !

Çağımızda gördüğüm önemli toplumsal rahatsızlıklardan biri, değer ölçülerimizin aslında yanılsamalar üzerine kurulu olması.

İnsanın, hayatı nasıl yaşaması gerektiği ile ilgili fikirleri, neyin doğru neyin yanlış olduğuna dair inanışları sizce nasıl oluşuyor?

(daha&helliip;)

Bir yılın sonunda..

0

Yıl 2015.. Ocak ayı.. Günler hafif soğuk geçiyor. Hayat, sanki bir yolcu treninin en arka vagonundaymış gibi, ağır ağır, zaman zaman sallantılı ama bir o kadar da keyifli geçiyor… Herşeyi yeterince tadarak, her gördüğünden hafızana tanıdık tatlara bırakarak ve her ne olursa olsun ilerlediğini bilerek…

Trenden bahsetmişken, geçenlerde izlediğim bir belgeselde gördüğüm ‘Afrika’nın Gururu’ isimli muhteşem tren yolculuğundan bahsetmeden geçemem. Günlerce süren ve Afrika’yı uçtan uca geçen destansı bir yolculuk. Yolculuğun en güzel noktası sanırım, dünyanın 7 harikasından biri olan Victoria şelaleleri.. Sadece burası için bile bu tura katılabilir insan.

 

(daha&helliip;)

İlişkide kıskançlığın kodları 2- Kıskanma ve Kısıtlama

0

Kıskanma ile kısıtlama aynı şey mi?

Çoğu kişi, ilişkide az da olsa kıskanılmayı ister. Ne var ki, kıskançlık çoğu zaman kısıtlama isteğini de beraberinde taşıdığı için sevilen birşey olmaz. Aslında, sadece kıskanmak  zararsızdır. Hatta tatlıdır. Ancak, kontrolsüz bir kıskançlık ise, kısıtlama girişimlerini doğurur. Nerde, ne zaman, kiminle, ne yaptığını takip etme ve hoşuna gitmeyen şeyleri engelleme isteğini meydana getirir. İşte bu, kıskançlığın kısıtlama haline dönüşmesidir. O yüzden ben kıskanma ile kısıtlamayı ayırıyorum.

Bu nedenle, bir çok yerde kıskanmanın nedenleri olarak sayılan hususları ben kıskanma içinde değil, kısıtlanma içinde ele almayı tercih ediyorum. (daha&helliip;)

İlişkide kıskançlığın kodları – 1

0

Bir çok ilişkide eminim ki kıskançlık az da olsa sorun teşkil etmiştir. Genelde ben olayların, düşüncelerin, isteklerin arkasındaki ‘neden‘e odaklanmayı severim. Bu ‘neden’ e ulaşmadan sorunların tam olarak çözülemeyeceğini düşünürüm. Bu yazıda, kıskançlığın arkasındaki kodları açığa çıkarmayı ve bir nebze olsun şu sorulara cevap vermeyi umuyorum:

İnsan neden kıskanır? Kıskanmak doğal bir duygu mudur? Kıskanmak sevginin göstergesi midir? Kıskanmak ile kısıtlamak arasındaki fark nedir? İnsanlar kıskançlık konusunda birbirine dürüstler mi? İnsanı kıskanç olmaya iten sebepler neler? Kıskanmak bir güven sorunu mu? Kıskançlık ile ilgili sorunlar aşılabilir mi? (daha&helliip;)

Go to Top